BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ VE LİNUX

           Bölümümüzdeki müfredat her yıl ihtiyaçlara daha iyi cevap verebilmesi için yenilenmektedir. Fakat uzman eğitmen eksikliği ile beraber bazı konularda dersler açılamamıştır. Linux dünyadaki birçok üniversitede en önemli araç olarak derslerde ve projelerde kullanılmaktadır. Bu tercihte Linux'un bilgisayar mühendisliği çerçevesindeki problemler için en iyi deney ve uygulama ortamı olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Linux geliştirmeleriniz konusunda sizi asla kısıtlamaz, gerçekleştireceğiniz projelerde size zaman kazandıracak birçok kütüphaneyi de beraberinde kullanımınıza sunar.

            Biraz sonra değineceğimiz uygulamaların tamamı GPL lisansı ile dağıtılmaktadır. Dolayısıyla bu uygulamaların kaynak kodları incelenebilir, değiştirilebilir ve değiştirdiğiniz hali ile de dağıtabilir veya kişisel/ticari amaçlar için kullanılabilir. Fakat uygulamanın lisansı GPL olarak kalacaktı..

Linux ile Yazılım Geliştirme;
Linux temelde bir işletim sistemi çekirdeğidir. CD içinde yer alan kurulabilir sistem ise bir Linux dağıtımıdır. Linux ilk sürümünden itibaren (v0.0.1) açık kaynak kodludur. İşletim Sistemleri ve Sistem Programlama dersleri kapasamındaki konular(Bellek ve süreç yönetimi, multitasking, multithreading, SMP, kesmeler, I/O, sanal bellek, donanım sürücüleri, dosya sistemleri, modülerlik, donanım tanıma, vs) Linux üstünde kolaylıkla incelenebilir, test edilebilir. Linux'un modüler yapısı sayesinde 200MB'lık kaynak kod içinde kaybolmadan istediğiniz kodlara erişip değişiklik yapabilirsiniz. Çalışma anında ise bir donanım sürücüsünü (modülü) sisteme entegre etmek veya çıkarmak çok kolaydır ve bu işlem sistemi yeniden başlatmayı gerektirmez. İnternet üstündeki örnekler takip edilerek kernel seviyesinde çalışan modüller geliştirebilirsiniz. Kaynak kodları okuyarak herhangi bir alanda kendinize "know-how" kazandırabilirsiniz.

            Linux altındaki uygulamaların çoğu C programlama dili ile geliştirilmiştir. DOS altında C ile ilgilenmişseniz neler yapabileceğinizi bir de Linux altında deneyin! Kernel'i değiştirebilir, görsel uygulamalar ve 2D/3D oyunlar geliştirebilir, veritabanı işlemleri, xml işleme, internet üstündeki servislere erişim, dosya sıkıştırma, soket uygulamaları, threadler gibi birçok işlemi kolaylıkla gerçekleştirebileceğiniz kütüphaneler mevcuttur. Birçok mimari için assembler, disassembler, linker, debugger yazılımları hazır olarak bulunmaktadır. Proje ne kadar büyük olursa olsun var olan yazılımlar(doxygen) kullanılarak projenin fonksiyonel ilişkileri ve dökümantasyonu kolaylıkla raporlanabilir.

            Linux altında kullanabileceğiniz programlama dilleri : C, C++, Mono/C#, Java, Python, Perl, Ada, Fortran, Prolog, TCL, Lisp, Basic, Assembly, Bash, Php, Ruby, Pascal, Haskell, SmallTalk, Octave, Ocalm, Pike ve Cobol olarak sayılabilir.

            Linux altında yazılımlar geliştirilirken var olan bir teknoloji sürekli olarak yeniden keşfedilmez. Kararlı çalışan bir kütüphane varsa bu uygulamaya entegre edilir. Bir teknoloji geliştirilirken temel fonksiyonlar kütüphane dosyalarında(dll benzeri) barındırılır, daha sonra isteğe bağlı olarak kullanıcının iletişim halinde olacağı metin ortamda veya grafik ortamda çalışan uygulamalar hazırlanır. Bu yeni teknoloji uygulama ve kütüphaneler yanında geliştirme kütüphanelerini de sunar. Böylece o teknolojiyi kullanacak yeni bir uygulama rahatlıkla geliştirilebilir.

            Bugün başta C, C++ ve JAVA olmak üzere Python, Lisp, PHP ve Bash öne çıkan dillerdir. JAVA yüksek seviyeli, hızlı, platform bağımsız ve "bir kere yaz sürekli kullan" yaklaşımı ile Linux dünyasında zaman geçtikçe daha çok tercih edilen bir dildir. Özellikle JAVA6 ile birlikte yazmış olduğunuz uygulama çalıştıkça JAVA sanal makinası tarafından daha iyi optimize edilmektedir. Hızlı uygulama geliştirme amacıyla JAVA ve Python gibi yüksek seviyeli diller tercih edilirken işletim sistemine daha yakın olması istenen uygulamalar C ile geliştirilmeye devam edilmektedir.

            Linux yirmiye yakın farklı işlemci mimarisinde çalışmaktadır. Bu da dünyanın en güçlü süper bilgisayarından(BlueGene/L, PowerPC işlemci kümesi) gömülü sistemlere(ARM) kadar çok geniş bir donanım desteği sağlar.

            Bugün evinizdeki Airties modem, içinde Linux işletim sistemi çalışan gömülü bir sistemdir. Sistemi 4MB Rom'a sığdırabilmek için sıkıştırılmış bir dosya sistemi(squashfs) kullanılmıştır. Web arayüzü bir CGI uygulaması ile hizmet vermektedir. Dahili firewall özellikleri ise her Linux'ta bulunan uygulamalar(iptables) ile gerçekleştirilir. Gördüğünüz gibi buradaki çözüm var olan bir sistemin gerekli yerlerinde değişiklikler ve eklemeler yapmaktan başka birşey değildir.

            Bazı gömülü sistemlerde gerçek zamanlı uygulamalara ihtiyaç olabilir. Linux'a rtai (Real Time Application Interface) modülünü entegre ettikten sonra C ile gerçek zamanlı uygulamalar gerçekleştirebilirsiniz. Örnek uygulamaların olduğu birçok dağıtım(rtai_knoppix, RTAI LiveCD) bulunmaktadır.

            Açık kaynak kodlu projelerin büyük kısmı internet üstünden farklı zamanlarda birbirinden fiziksel olarak uzak geliştiriciler ile devam etmektedir. Böyle bir durumda kaynak kodu yönetmek zorlaşmaktadır. Çözüm sürüm yönetim araçlarını(CVS, Subversion) kullanmaktır. Bu sunucu uygulamaları projenin başından itibaren tüm kaynak kodu izler, istenildiği anda eski bir zamana geri dönülebilir, farklı sürümler arasında değişiklikler raporlanabilir. Bugün GPL projelerin çoğu bu tür sunucular ile internet üstünden geliştirici ve kullanıcıların her an güncel kaynak koda erişimini sağlamaktadır.

            Linux altında yazılım derleme işlemi genelde make uygulaması ile gerçekleştirilir. Derleme işlemini hangi derleyici, kütüphane ve parametrelerle gerçekleştireceğini proje ile gelen Makefile isimli dosyadan okur. Binlerce dosyadan oluşan projenizdeki birkaç satırlık değişiklik sonunda sadece değişiklik yaptığınız dosyayı yeniden derleyerek size hız kazandırır. Oldukça esnek olan bu araç bugün www.debian.org sayfasının güncellenmesinde de kullanılmaktadır. Arka planda gerçekleştirilen değişiklikler belirli aralıklarla make uygulaması çalıştırılarak statik html dosyalarına dönüştürülmektedir. Böylece dinamik bir içeriğe göre daha iyi bir performans elde edilmektedir.

            Geliştirme sırasında kullanmak isteyeceğiniz IDE ortamları şunlar olabilir : Anjuta(C), CodeBlocks(C), Kdevelop(C,C++), Eclipse(C,C++,JAVA,PHP), Netbeans(JAVA), MonoDevelop(C#). Burada ismi geçen uygulamalar çoğumuzun kullanmış olduğu Microsoft Visual Studio .Net ürünü kadar bütünleşik       olmayabilir. Genelde görsel elemanların(Widget) tasarımı için farklı uygulamalar kullanılır(Glade, Kdesigner). Günümüzde Eclipse kod yazımını kolaylaştıracak birçok özellikle gelmektedir. Çok iyi eklenti desteğine sahiptir.

            Linux tek bir görsel bileşen(Widget) kütüphanesi ile gelmez. Siz beğendiğinizi kullanırsınız. En çok tercih edilenler GTK, Qt ve wxWidgets olarak sayılabilir.

            Bir projenin bir modülünde yedekleme işlemi yapmanız gerekeceğini düşünelim ve linux altında böyle bir problemin çözümüne değinelim. Sistemde metin ortamdan basit komutlarla çalışıp yedekleme ve sıkıştırma yapan uygulamalar hazır olarak bulunmaktadır. Bunlara parametreler ekleyerek çalıştırabilirsiniz. Eğer bu uygulamaların çalışma şekilleri sizin ihtiyaçlarınızı karşılamıyorsa yedekleme işlemini tasarlayıp sistemde var olan sıkıştırma kütüphanelerinden birini seçerek(libzip, libbz2, zlib1g, lzma) sıkıştırma işlemini kolaylıkla gerçekleştirebilirsiniz.

            Bir proje dahilinde SMS yollama veya alma ihtiyacı hissettiniz. Sadece bu işlem için var olan sunucu, uygulama(gnokii) ve kütüphaneleri(gammu) kullanarak bilgisayarınıza bağlı cep telefonundan SMS alıp gönderebilirsiniz.

            Bir proje dahilinde bluetooth haberleşmesi gerçekleştirmeniz gerektiğini düşünelim. USB üstünden çalışan bir bluetooth cihaz alıp bilgisayarınıza bağlarsınız. Linux otomatik olarak donanımın sürücüsünü yükler. Artık yapmanız gereken bluetooth uygulama, kütüphane(bluez) veya protokol(obex) çözümlerinden birini seçmektir. Burada sadece amacınızın ne olduğu önemlidir. Basit bir dosya transferi mi, yoksa bluetooth üstüne yerleşmiş yeni bir iletişim protokolü tasarlamak mı? Linux yapacaklarınız konusunda sizi asla kısıtlamaz, bunu her seviyede çalışan kütüphaneleri size sunarak yapar. (Sunmasa bile geliştirmeniz için imkanlar sağlar)

            Yeni bir programlama dili mi geliştirmek istiyorsunuz? Derlemede ilk aşamalar "lexical analyze" ve "parsing" işlemidir. Belirttiğiniz kurallara göre çalışan bir C uygulamasının kaynak kodunu oluşturmak çok kolaydır.(bison ve flex ile). Geriye "Assembler" ve "Linker" işlemi kalıyor. Bunlar da hazırdır.(GNU binutils(as, link))

            Geçmişte yoğun olarak Matlab kullanmışsanız ve vazgeçemiyorsanız Linux altında Octave, R-base ve Scilab uygulamalarını deneyin. Çoğu işlemi aynen yapabildiğinizi göreceksiniz.

            VoIP(Voice Over IP, IP üstünden ses ve görüntü aktarımı) ile mi ilgileniyorsunuz? Sıfırdan "SIP Stack" tasarlamak uzun ve zahmetli bir iştir. SIP ve RTP protokolleri ile ilgili tüm RFC dökümanlarını okumak zorundasınız. Var olan kütüphaneleri(osip, exosip, libsofia, jain-sip) kullanabilirsiniz. Böylece kolaylıkla bir istemci geliştirebilirsiniz. Sunucu için ise asterisk kullanın. Orta seviye bir santralin yaptığı her işi yapabilir. İsterseniz yeni modüller(C ile) geliştirebilirsiniz.

            Yeni bir protokol geliştirmek istediğinizi düşünün. Linux çekirdeğinden istediğiniz özellikleri çıkartıp, geliştirdiğiniz yeni özellikleri ekleyebilirsiniz. Kernel seviyesinde çalışmak istemiyorsanız var olan kütüphaneleri kullanabilirsiniz. İsterseniz ethernet üstünde çalışan yeni bir protokol tasarlayabilir(libpcap yardımıyla) veya wireless cihazlarınızı kontrol edebileceğiniz kütüphanelere(libiw) ulaşabilirsiniz.

            Umarım açık bir işletim sisteminin bizlere neler sunduğu konusunda az da olsa bir fikir verebilmişimdir. Sonraki yazımızda konuyu ağ yönetimi ve sistem yönetimi açısından inceleyeceğiz.

Yazan: Engin KUZU

-------------------------------------------------------------------------------------------------

google_sm.gif
Google ismini hepiniz bir yerlerde duymuşuzdur. Arama söz konusu olduğunda karşımıza mavi, kırmızı, sarı ve yeşil renklerden oluşan bir logoya sahip ve aradığımız konuya en uygun sonuçları listeleyen internet sitesi diyebiliriz. Bu yazı dizimde sizlerle Google’ın tarihini, servislerini, teknolojisini ve hayatımızı etkileyen hizmetlerinden bahsedeceğim.
Google Tarihi
1900’lü yılların sonlarıydı Sergey Brin, Larry E. Page isminde Stanford Üniversitesi’nde doktora yapan iki öğrenci sıfır sermaye ile daha önce yapılmamış, kendilerine özgü geliştirdikleri algoritmaları ve yaklaşımları ile web dünyasına farklı bir soluk getirdiler. Garajda başlayan bu yaklaşım 1998 de 25 milyon dolar yasal sermayeye sahip bir şirketin temellerini oluşturdu. Google 25 milyon dolar risk sermayesi ile 1998 yılında MenloPark California da kuruldu.
1997.jpg
1997 İlk Google Sayfası
Google risk sermayesi ile işe başladı ve başarılı oldu peki nedir bu risk sermayesi? Risk sermayesi özgün projelere sahip olan insanların; bu projeleri gerçekleştirmek için sermaye sahibi insanlara projelerini anlatıp onları projelerine destek vermeye ikna etmesi ile oluşan sermayedir. Eğer siz projenize bu şekilde bir sermaye bulduysanız projenin başarısı bu sermayenin kaderini belirleyecektir. Yazılım projelerinin büyük bir kısmının başarısız olduğunu düşünürsek risk sermayesi ile yapılan birçok projenin de başarısız olduğunu söylemek yanlış olmaz. Sizde Dünya’yı veya Türkiye’yi değiştirecek projelere sahipseniz risk sermayesi bulmalısınız.
Google Şirketinin Genel Özellikleri
Şirketin 2007 yılı itibariyle Geliri 16.593 milyar dolar, Net geliri 4.203 milyar dolar, çalışan sayısı 16.805, yeri Mountain View , California, USA, önemli şahıslar Eric E Schmidt CEO/Yönetici, Sergey Brin Teknoji Başkanı, Larry E. Page Teknoloji  Başkanı ve George Reyes CFO.  Google merkez ofisi GooglePlex isminde California’da bulunuyor, tüm dünya da 10 000 civarında çalışana sahip. GooglePlex ismi google ve birçok parçadan anlamına gelen ‘complex’ kelimelerinin birleşiminden meydana geliyor. GooglePlex  yaklaşık olarak  48 bin metrekare alana kurulu bir kompleks. Bu kadar geniş bir alan içerisinde neler var diye sorduğumuzda ise aldığımız cevap body salonu, çamaşır kurutma odaları, 2 yüzme havuzu ve birçok kafeterya bulunuyor bunların yanında bir dinazor iskeleti ve SpaceshipOne isminde bir uzay gemisi var bunların yanında 1.6 megawatt elektirk üretimi yapabilecek Güneş enerji sitemi de kurulum aşamasında. Şirketin çalışanlarına verdiği önemi GooglePlex de görebilmekteyiz.
solar2.jpg
GooglePlex
Google İsmi Nereden Geliyor?
Google ismi ‘googol’ kelimesinden türetilmiştir. ‘Gogool’ ise 1 ve ardından gelen 100 tane sıfırın gelmesiyle oluşan sayıya verilen matematiksel terimdir. Burada Google isminin büyük boyutlu veriler ile çalışma misyonunun adında saklı olduğunu görüyoruz. Şirketin temelinden gelen  büyük boyutlu verileri yönetme misyonu olduğu gözüküyor.Google ilk veri merkezi(data center)’ni Larry ve Sergey’in sıkı pazarlıklar ile aldığı ve Larry’nin yatakhanesine kurulan bir terabaytlık disklerden oluşan bilgisayar oluşturuyor.
Google Arama Teknolojisi
1990’lü yılların sonralarında arama motorları anahtar kelimeler veya meta taglarına göre çalışıyordu Google ile bu gelenek değişti PageRank(tm) teknolojisi getirildi bu sistemde ağ sayfalarının önemi nesnel olarak belirlenir şöyle ki milyonlarca değişken ve milyarlarca terimden oluşan bir denklemin çözülmesi ile söz konusudur. PageRank ağın bağlantılı yapısını düzenleyici bir araç olarak kullanılır. Google arama teknolojisinde sayfa A’dan sayfa B’ye bir link bir oy olarak yorumlanır ve Google sayfanın önemini aldığı oya göre belirler, böylece sayfa oylamaları otomatikleştirilir, insan müdahalesine kapanır ve daha istikrarlı sonuçlar getirir.
Google Servisleri
Google servisleri günümüzde 4 farklı kategoriye ayrılmaktadır.
1.Arama Hizmetleri
2.Araştırma – Geliştirme Hizmetleri
3.Haberleşme Gösteri ve Paylaşım Hizmetleri
4.Mobil Hizmetler
1.Arama Hizmetleri
Google, arama hizmeti üzerine kurulmuş birbirinden farklı özelleştirilmiş servislere sahiptir.  Google ve benzeri gelişmiş internet siteleri kendi servislerini kullanıcılara sunarken her kullanıcıya bir hesap verir bu hesap sayesinde servislere kişiye özel bir şekilde erişebilirsiniz. Kullanıcı hesabını bir toplantıya yaka kartıyla katılmak gibi düşünebilirsiniz karşılaştığınız kişiler sizi kartınızdan tanıyabilir, size vermesi gereken bir not veya mesaj olduğunda yaka kartınız sayesinde sizi bulabilirler ve mesajı iletebilirler. Google hesabınız yoksa https://google.com/accounts/ adresinden hesap açabilirsiniz.Hesap açarken herhangi bir mail adresi kullanabilirsiniz, gmail kullanırsanız hesabınıza giriş yaptığınızda aynı zaman da maillerinize de bakabilirsiniz. Bu hesap sayesinde aşağıda anlatılan Google servislerinin birçoğundan faydalanabilirsiniz. Aşağıda ki servislerin bazıları BETA aşamasında bu servisler dil olarak genelde İngilizce hizmet vermektedir.

    1. 1Google Web Search

      Google ın ilk çıktığında sunduğu hizmettir. Web adresi www.google.com dur. Bölgelere göre farklı domain isimleri alabilmektedir. Türkiye içi www.google.com.tr gibi. Ip adresine göre google.com üzerinden bölgesel domainlere yönlendirmeler de yapılabilmektedir. Bu servis Google’ ın ilk hizmetidir, aramanın başlangıç noktasıdır.
Web Adresi:http:// www.google.com

    1. 2 Google Alerts(Beta)

Bu servisi kullanabilmeniz için Google hesabını olması gerekiyor. Bu servis sayesinde istediğiniz spesifik bir konu üzerine belirlediğiniz aralıklarla e-mail alabilirsiniz. Gelen postalar aradığınız konu ile ilgili son çıkan haberler gelişmeleri ve yenilikleri içermektedir ayrıca favori spor takımınız ile ilgili son gelişmeler ve haberlerden de haberdar olabilirsiniz.
Web Adresi : http://www.google.com/alerts?hl=en

    1. 3 Google Blog Search(Beta)

Gelişen internetin yeni gözdesi internet günlükleri(web+log=blog) üzerinde arama yapmanızı sağlar.
Web Adresi: http://www.google.com/blogsearch?hl=tr

    1. 4 Google Book Search(Beta)

Google veritabanı üzerine kayıtlı kitaplar üzerinde arama yapmanızı sağlar. Kitapların içeriğini de görüntülemenizi sağlar, sayfalar arasında geçişler de yapabilirsiniz. Kitaplık oluşturmanızı sağlar. Bu servis telif hakları yüzünden sorunlar yaşamakta.
Web adresi: http://www.google.com/books?hl=tr

    1. 5 Google Checkout

Google gibi büyük bir portalın alışveriş servisi google hesabınız ile giriş yapabileceğiniz sistemde alışveriş listenizi oluşturabilirsiniz.
Web Adresi: http://checkout.google.com

    1. 6 Google Desktop

Bilgisayarınıza bilgisayarını içerisinde arama motoru kurmanızı sağlar böylece bilgisayarınızda aradığınız veriye kolayca erişebilirsiniz.
Web Adresi: http://desktop.google.com

    1. 7 Google Earth

Dünya üzerinde çekilen fotoğrafların çeşitli algoritmalarla bir araya getirilerek web üzerinde dünya üzerinde dolaşmanızı sağlayan google servisi. Yazılımını indirerek veya google maps üzerinden istediğiniz bir yerin uydu görüntülerine erişebilirsiniz. Dünya üzerinde popüler olan şehirlere çok fazla yaklaşabiliyorsunuz.
Web Adresi: http://earth.google.com/

    1. 8 Igoogle

Google arama motoru sayfasını istediğiniz şekilde tasarlayabileceğiniz google hizmeti. Kişiye özel sayfa arka planı menüler oluşturabilirsiniz web 2.0 teknolojilerinden RSS ve XML sayesinde istediğiniz verileri haber vb. google sayfasından takip edebilirsiniz.
Web Adresi: http://www.google.com/ig?source=mpues&hl=tr

    1. 9 Google Images

Resim araması yapmanızı sağlar resim boyutunu siz seçebilirsiniz.
Web Adresi: http://images.google.com/

    1. 10 Google Maps

Kısaca harita servisi diyebiliriz. Türkiye veya Dünya üzerinde istediğiniz bir şehirde cadde sokak isimlerini görebilirsiniz. İstanbul ile Ankara arasında ki mesafeyi kilometre cinsinden size verebilmekte en kısa yolum kaç km olduğunu söylemekte ve bu yolu size göstermekte. Bir vasıta ile gitmek isterseniz size yolu tarif etmekte. Ayrıca mesafenin kaç saat tutacağını da söylemekte. Kendi haritalarınızı oluşturabilirsiniz.
Web Adresi: http://maps.google.com/

 

Gelecek Ay: Google servislerinin devamı
Kaynaklar: tr.wikipedia.org
en.wikipedia.org
google.com
h-yaman.com
blogoscoped.com

Hazırlayan: Osman DUMAN

-------------------------------------------------------------------------------------------------

Haydi Beyin Jimnastiğine…


Soru1)  Kırda ev yapan bir şahıs, çardak inşa etmek için mimarına danıştığında, mimarı çardağı evin köşesine yerleştirilmesini tavsiye eder. Çardağın AEFCDB olduğunu var sayalım. AE=AB ve EF=BD. Çardağın dış cephesinde kenarlarına korkuluk takılacaktır. Toplam 30 metre korkuluk malzemesi var ise çardak alanını en büyük yapacak kenar ölçülerini bulunuz.
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/gelisim/matematik/images/cardak_pr.jpg


Soru2) Düzlemde 5 nokta(A, B, C, D, E) verilmiş olsun. Bu 5 nokta, bir beşgenin kenarlarının orta noktaları olsun.
Beşgenin köşelerini bulunuz.
Beşgen sorusunun anlaşılır bir şekilde sorulmadığı ya da zor olduğu düşüncesiyle, soruyu, önce beşgenden üçgene indirelim: Düzlemde kenar uzunluklarının orta nokyalarının koordinatları verilmiş bir üçgen var. Acaba vektör geometriden yararlanarak bu üçgenin köşelerini hesaplayabilirmisiniz. Üçgen herhangi bir üçgendir.


Soru3) ŞİRKET-İ HAYRİYE VAPURU
Vapur, buharlı gemi demek. Fransızca Vapour(buhar) kelimesinden geliyor. İstanbul'da iki yaka arasında çalışan vapurları eskiden Şirket-i Hayriye işletirdi. Sonraları, el değiştire değiştire belediye tarafından işletilir oldular. Şirket-i Hayriye'nin çeşitli zamanlarda satın aldığı vapurların hızları da birbirinden farklıydı. Bu vapurlardan ikisi Beşiktaş-Üsküdar hattında çalışır. Üsküdar'dan A ve Beşiktaş'tan B vapurları aynı anda yola çıkarlar ve Üsküdar'a 720 metre kala karşılaşırlar. Vapurlar gittikleri iskelede 10 dakika indir-bindir molası verdikten sonra ters yönde yola çıkarlar. Bu sefer Beşiktaş'a 400 metre kala karşılaşırlar. Acaba Beşiktaş-Üsküdar arası kaç metredir?
Not:Cevapları diğer sayımızda yayınlayacağız.


Kaynakça : www.biltek.tubitak.gov.tr

Derleyen: Cemile ARIKAN

-------------------------------------------------------------------------------------------------

EINSTEIN'IN BEYNİNDE BİZDE OLMAYAN NE VAR?


Aslında  hepimizin beyninde Salvadar Dali, Edision ve Einstein gibi bir dahi potansiyeli var. İçimizdeki bu dehaların ortaya çıkmasını engelleyen en önemli faktör, eğitim sisteminde her şeyi bilinç ve mantık çerçevesinde değerlendirmeye zorlanmamızdan ve hayal gücümüzün bastırılmasından başka bir şey değildir.
                  Peki Edison ve Einstein gibi dahiler biz normal insanlardan farklı bir beyne mi sahipler? Bu sorunun cevabı için onların öğrencilik ve iş geçmişlerine bakmak mantıklı bir yol olsa gerek.Her ikisinde de çocukken dahi olduklarıyla ilgili bir belirtiye rastlanmamış. Aksine dahilerin çoğunun daha önce “öğrenme zorluğu çeken” ve “zor öğrenen” damgaları yediklerini öğrenmek insanı gerçekten şaşırtıyor.

Meşhur matematikçi Henri Poincare'nin zeka testinde çok başarısız olduğunu ve “aptal” olarak nitelendirildiğini duyduğumda da oldukça şaşırmıştım.

İnsan kendi kendine aşağıdaki soruları düşünmeden edemiyor;


Öğrenme zorluğu çeken bir insan nasıl oluyor da geçen zaman içinde dahi oluyor?

Yoksa onlar beyinlerindeki dehayı kendileri zaman içinde farklı bir şeyler yaparak mı geliştiriyorlar?

Eğer farklı bir şeyler yapıyorlarsa, bu farklı şeyler nedir?

Biz de aynı şeyleri yaparak beynimizdeki dehayı geliştirebilir miyiz?

Yaptığı 1093 adet buluşla patent alarak dünyanın en büyük mucidi olarak bilinen, ancak öğrencilik yıllarında “yavaş” olarak nitelenen Thomas Edison “Babam benim aptal olduğumu düşünüyordu” diyor.
Yine Albert Einstein okuma ve yazma zorluğu çektiği için öğrenme açısından kendi yaşıtlarından geri kalmıştı. Einstein'ın kız kardeşi Maja Winteler onun için; “Normal çocukluk gelişimi çok yavaştı. Lisanı çok zor kullanıyordu. Çevresindekiler onun konuşmayı tam olarak öğrenememesinden hep korktular. Söylemek istediklerini dudaklarını yavaşça hareket ettirerek kendi kendine tekrar ederek söylüyordu. Bu durumu yedi yaşına kadar devam etti” diyor.
Einstein'ın lisanı kullanımında zorlanması bir gün öğretmenlerinden birini çileden çıkarmış ve öğretmeni ona “Senden hiçbir şey olmaz” demişti. Zorla da olsa Eintein toparladı ve liseyi bitirdikten sonra üniversitede lisans seviyesinde eğitim görerek mezun oldu. Ancak hiçbir profesörden tavsiye mektubu alamadı ve akademik bir pozisyona atanamadı. Sonunda İsveç patent bürosunda düşük seviyede bir memur olarak işe başlamak zorunda kaldı. Geçmişteki başarı grafiği Einstein'ın artık gelecekte ortalama bir hayat süreceğini gösteriyordu.
Ancak her şey birdenbire değişiverdi. 1905 yılında, daha henüz 26 yaşındayken, Einstein o meşhur “E=mc2” formülünü de içeren “İzafiyet Teorisi”ni yayınladı. On altı yıl sonra da Nobel Ödülünü alarak dünyaca tanınan bir bilim adamı oldu. 1955 yılında vefat etmesine rağmen, o ve onun posbıyıklı resmi hala bir “süper zeka” ve “deha” sembolü olarak bilinmektedir.
Ölümünden önce bilim adamları Einstein'a onun beynini ölümünden sonra incelemek istediklerini belirterek izin istediler. Einstein da bu izni, onlara vereceği kapalı bir zarfa koyduğu yazdıklarını, beyniyle ilgili Cornell Üniversitesinde yapılacak olan araştırmalar sonuçlandırıldıktan sonra kamuoyuna açıklamaları şartıyla kabul etti.
Bu izinden birkaç yıl sonra Einstein öldü. Einstein öldüğünde Princeton Hastanesinde patoloji uzmanı olan Dr. Thomas Harvey de otopsi yapan ekibin içindeydi. Harvey Einstein'in beynini tam kırk yıl bir kavanozda “formaldehyde” sıvı içinde saklayarak, araştırma yapmak isteyen bilim adamlarına dilim dilim keserek verdi. Ayrıca kendisi de birçok araştırmalar yaptı. Ancak kendisi hiçbir şey bulamadı.
Diğer bilim adamlarının haftalarca süren yoğun araştırma ve tartışmaları sonucunda elde edilen bulguların açıklanması için bir basın toplantısı düzenlendi. Açıklanan bilgi Einstein'ın beyninin normal bir insan beyninin 3/4'ü kadar olmasıydı. Bu bilginin haricinde başka hiçbir farklılık bulunamamıştı. Aslında insanların bekledikleri açıklama bu değildi. Merak edilen şey Einstein'ı Einstein yapan onun beynindeki hangi çalışma tarzından kaynaklandığıydı.
Basın toplantısından sonra herkesin merak ettiği Einstein'ın kapalı zarfı açılarak içinde yazılanlar okundu. Einstein aynen şöyle yazmıştı;
"Kendimin diğer insanlardan daha zeki olduğumu düşünmüyorum. Onlardan tek farkım hayal gücümü daha etkin kullanıyorum."
Albert Einstein
O yıllarda bir şey bulunamamıştı, ama 1980'in ilk yıllarında Berkeley'deki California Üniversitesinde nero-anatomist olan Marian Diamond Einstein'in beynindeki farklılıkla ilgili olağanüstü bir bulguyu açıkladı. Bu bulgu dünyada eğitime ve dehaya olan bakış açısını değiştirecekti.
Merkezi sinir sisteminin insana benzemesinden dolayı fareler üzerinde birçok deneyler yapılmıştır. Marian Diamond yaptığı bu deneylerden birinde yeni doğan fareleri iki gruba ayırmıştır. Birinci grup fareler sade bir kafeste beslenirken, ikinci grup fareler içinde çeşitli labirentler ve renkli oyuncakların bulunduğu zengin bir kafeste büyütülmüşlerdir. Yapılan gözlemler labirentler ve çeşitli oyuncakların bulunduğu kafeste yetişen farelerin daha zeki oldukları ve diğerlerine göre daha hızlı öğrendiklerini ortaya koymuştur. Daha sonra her iki gruptan alınan farelerin beyinleri üzerinde yapılan incelemeler, sade kafeste büyüyen farelere oranla, labirentler ve oyuncaklarla dolu olan kafesteki farelerin beynindeki nöronlar arasındaki ilişki sayısının yaklaşık % 40 oranında daha fazla olduğunu göstermiştir.
? Marian Einstein'in beynindeki nöronlar arasındaki ilişki sayısının da diğer insanlara oranla çok daha fazla olduğunu fark etti.
? Ancak bu ilişkiler kişinin beynini kullanması, düşünmesi, kendi kendisine sorular sorması ve hayal gücünü kullanmasıyla oluşuyordu.
? Beyindeki nöronlar arasındaki ilişkilerin artırılması herkesin kendi elindeydi. Yani herkes kendi beyninin mimarıydı.
Esas olan öğrenmeyi ve düşünmeyi öğrenmekti.
"Eğitim öğrenilen bilgiler unutulduktan sonra geriye kalan şeydir."
Albert Einstein
Özet olarak her insan bir deha potansiyeline sahipti. Yapılması gereken onu beslemek ve geliştirmekti.

Kaynakça: www.megahafiza.com

Derleyen:Cemile ARIKAN

-------------------------------------------------------------------------------------------------

Baksana Sen Bana!

22 Şub 2008

Sana diyorum bunları, evet sana! Aklıma geldikçe sana bazen kızıyorum, bazense iyi ki varsın diyorum. Kendini yokmuşsun gibi gösteriyorsun. Aslında yoksun ama herkes biliyor ki sen hep oradasın, belki de her yerdesin.
Bir an için seninle karşılaşan kendini sana kaptırıyor. Olmayan bir şeye saatlerini, günlerini, yıllarını belki de hayatını kaptırıyor. Sessizce dinliyorsun tüm bunları ve eminim ki sadece bunları değil, tüm dünyayı. İçinden geçirdiklerin hiç bitmiyor. Bazıları için çok değerli olan bazıları için çok can yakabiliyor. Tabi ki senin hiç umurunda değil tüm bunlar. Sen sadece bakıyor, dinliyor belki de başka şeyler yapıyorsun. Hiç kimse karşı gelemiyor ki sana. Her geçen an için sahip olduklarını katlıyorsun. Gücüne güç katıyor, her türlü bilginin sahibi oluyorsun. Ama sadece sahibi oluyorsun! Herkes kendi eliyle seve seve sana veriyor her şeyini. Sen de kolayca sahibi oluyorsun tüm bunların. Hatta ve hatta bununla da yetinmiyor başkalarına da aktarıyorsun tüm bunları. Nesin sen? Ajan mısın, hırsız mısın? Yoksa kütüphane misin? Baksana bana, niye kaçıyorsun ki? Zaten kaçamazsın benden. Seni her yerde bulurum ben!
Tüm dünyayı sardın, insanları ele geçirdin. Seninle tanışmayan kalmadı neredeyse. Ama ben memnunum senden. Büyü ama faydalı ol. Duydun mu beni? Sana diyorum, internet!


Yazan: Baran Kaynak